ölüm ki bir başka ölümle yıkanır
teneşirler bu yüzden hep beyaz kalır....
çıkarıp vurmayacaktı saatini musalla taşına
gecikebilseydi ah
ölümün sadık randevusuna...
Öküzden Farkım
Aşkın kaçınılmaz zorunluluğuydum.
Kimi zaman bir ay ışığıyla sevişirken,
Bazen de bir bedene değiyordu ellerim.
Ve yine o ellerim,
Isırığında bir öküzü
Dakikadan kısa bir sürede
Öldürebilecek yılanın
Yuvasına sokmuşum gibi,
Titriyor ve ürküyordu.
Sonra yılanla tanıştık.
Isırdıkça baktım ki
Ölmüyor, yaşıyorum bir öküze nazaran…
Titremenin de manası kalmadı o zaman.
Ürkmeyi bırakıp da
Âşık olmaya başladığım zamanlar
Baş gösterdi sonrasında.
Ve daha iyi oynamaya başladım
Rakip sahalarda,
Çimlerine basa basa
Aşkın kaçınılmaz zorunluluğuydum ben
Hangi köşeyi dönse ben çıkardım.
Ki zaten buna yaşım da müsaitti
Ve bu müsaitlikte inmek
Akıl karı olsa da
Akli dengesini yitirmiş kalplere
Namüsait bir duraktı.
Bende öyle yaptım
Çünkü aşık olunca çekilen acıları anlatan kitap
Bizim bünyede hiç alıcı bulmamıştı
Ve daha da iyi oynamaya başladım
Rakip sahalarda
Çimlerine basa basa
Ayrılığın kaçınılmaz zorunluluğuydu AŞK
Giden trene el sallamak
Fakat nereye gittiğini bilmemek gibi bir şey
Ölümü dansa kaldırıp ta
Dansın başlamadan
Şarkının bitmesi gibi bir şey
Havayı çekip de ciğerlerine
O simsiyah sigara dumanını bırakmak gibi bir şey
AYRILIK
Doğanın arkasından gülmek
Ölenin arkasından ağlamak gibi bir şeydi ayrılık
Ve hiçte sütlü kahve tadına varmıyordu o zaman aşk
Her ne kadar o kahveyi sekiz şekerle içmeye çalışsam da…
Ne kadar?
Artık gidiyorum.
Tezgahtarı yok sevdamın
Satsan
Ne kadar eder ki?
Satsan ne kadar eder ki
Çürümüş sevdanı
Ve kırsan acıyı gösteren
Gözlük camlarını
Ne kadar eder ki?
Yaksan inşaatı bitmemiş
bütün gezegenleri
vursan miadı dolmamış
bütün gangsterleri
ne kadar eder ki?
Artık gidiyorum
Devamı yok kırılan kaldırımların
Ve terk etsen
İskambil kağıtlarından ev yapan
Bütün kızları ne kadar eder ki?
Satsan ne kadar eder ki
Sakalları uzamış hayatını
Ölsen ne kadar eder…
Her fasılda bir nefes daha bayram bize
Biz gökkuşağının renklerini göremeden ıslananlardanız
Kalbimizde yaşatırken
Zincirlikuyu’da ikamet eden kapı komşularımızı
Biz çocukluğumuzu yaşayamadan yaşlananlardanız
Hayatın mezesi
Eski zamanlardan kalma bir meraklılıktı
Takıntılarımız,
ve kimsesiz neşter kalıntılarına tütün basan bi samsun işgaliydi
yaralarımız
yalnızlıkla açmıştım şarap şişesini
ve bir kadeh daha yeterdi
arızalı olan dünyanın çekmeye fişini
yağmur ufaktan atıştırıyordu mezesini
sen ara sıcaktın,ben ara yemek
ve bütün hesaplaşmalar senle,
sonunu hazırlıyordu sanki
gelecekte anlatılacak
her öğün yaşamaya değer senle
akmayan bütün musluklar zafer mi kazandırıyor sanki?
Ağlanılası bakışlarda saklı bütün bi ömür haritası
Ekşimiş sözlüklerde gözyaşı yok mu sanki?
Ve işte sonunu hazırladık
Her nefeste sönen mısraların
Haberin yok
Geceleri yağan yağmurdan
Ne tek aşıksın sen,
Ne de tek haklı olan
En nihayetinde
Hayatın kendisidir solan
Hayat iki uçurum arasında
Bize sivri bir kaya gibi
Biter bütün yakıtı yaşantımın
Döner gelir yine bu çizgiye
Belki de…
Belki de kalan son sigaramı
Hiç böyle keyfe keder içmemiştim.
İllüzyonist bir Rus bayanla sabaha kadar
Ortadan ikiye bölünüp durup sevişir gibi…
Belki de hiç bu kadar sevmemiştim,
Bağırışlarımın duvara çarpıp
Geri gelişini.
Kafası güzel o malum aç deliye masallar anlatır gibi…
Hiç bu siluete bürünmemişti ruhum
Hiç bu kadar tok yatmamıştı.
Hissedememiştim daha evvelinde
Özgürlüğü
Yanlış öğrettiler,
Tamamen yanlış öğrendik
Barbecu 2
Bekleyısler
artık neyı degıstırır kı?
Kapılar coktan kapandı bıle
Kan kaybedecek kadar
cesaretın oldumu hıc?
Ve gulmeye callsırken
dusundugun yalnızlıkların
farkına varmak
artık neyı degıstırır ki?
Sessızlıgı bıtmedı kı
Bu mechul bestenın
Yazmaya mecal mı kaldı sankı?
Ası bır hayatı sorgulamaya
Cesaretın odlumu hıc?
Sonu gelmıs bır haykırısa
Gızemlı cıglıklar seyrettırmeye?
Kuskun bulutlar son gozyaslarını
Coktan doktu topraga
Ve…
Ben gıdıyorum!
Aslında bu sahil iyidir.sıçrasa da dalgalar,kayalar el birlikçi..Gene de bu sahil iyidir.alkolü sevdirir en başta…tavuk hayvanı daha lezizdir..sevmesek de birbirimizi yalandan gülebilmenin eğitim_öğretim yılıdır bu sahil.yürürken hayaller kurarsın bilsen de asılsızlığını.ama tabi bir sahil sürekli bu kadar karamsar değildir.bazen de iki sevgili gelir oturur.ıslanmak mutluluk ilacı,içmek aşkı dile getiren en büyük yardımcı.hani seni seviyorum diyemezsin ya severken halbuki en derinden.işte bu sahil bu mevzuya en büyük yardımcı.birde eser bu meret sahil.hani üşümese de yanındaki esmer abla tişörtünde olsa çıkarıp vermek adetten…ve sarılmanın mana yüklenmekten kısa devre yaptığı yerdir bu sahil.eser ya bu meret sahil sarılırken rüzgar yalancı sen yalancı…ablada yalanı bilen tek palavracı.birazda karamsardır bu sahil.hani fidan dibinde yatanı,alkolden hayatını sayıklayanı…istemeden ölebilenlerin meskenidir bu sahil bazen de…